Aflatoksinler, insanlar ve çiftlik hayvanları için ciddi bir sağlık riski oluşturmaktadır

Aflatoksinler, tüm dünyada doğal olarak bulunan belirli mantar (küf) türleri tarafından üretilen zehirli maddelerdir; gıda ürünlerini kirletebilir ve insanlar ve çiftlik hayvanları için ciddi bir sağlık tehdidi oluşturabilirler.

Aflatoksinler ayrıca önemli bir ekonomik yük teşkil etmekte ve dünyadaki gıda ürünlerinin tahminen %25’inin veya daha fazlasının yıllık olarak yok olmasına neden olmaktadır.

Çoğu insan maruziyeti fındık ve tahıllardan gelir

Halk sağlığı açısından önemi olan aflatoksinlerin üretiminden başlıca iki yakın ilişkili mantar türü sorumludur: Aspergillus flavus ve A. parasiticus. Yüksek sıcaklıklar ve yüksek nem dahil olmak üzere tipik olarak tropikal ve subtropikal bölgelerde bulunan elverişli koşullar altında, normalde ölü ve çürüyen bitki örtüsü üzerinde bulunan bu küfler gıda ürünlerini istila edebilir. Kuraklık stresi, böcek hasarı ve yetersiz depolama, daha ılıman bölgeler de dahil olmak üzere küflerin daha sık ortaya çıkmasına da katkıda bulunabilir.

Doğada çeşitli aflatoksin türleri (14 veya daha fazla) bulunur, ancak dört aflatoksin türü – B1, B2, G1 ve G2 – tüm ana gıda ürünlerinde bulundukları için insanlar ve hayvanlar için özellikle tehlikelidir. Bu türlere olan insan maruziyetinin çoğu kontamine fındıklardan, tahıllardan ve bunlardan üretilen ürünlerden gelir. Ek olarak, aflatoksin B1 (AFB1) metabolizmasının bir ürünü olan aflatoksin M1 (AFM1), aflatoksin maruziyetinin yüksek olduğu bölgelerde sütte bulunabilir. Daha sonra insanlar, özellikle hayvan yemi için en düşük kaliteli tahılın kullanıldığı alanlarda, anne sütü de dahil olmak üzere süt ve süt ürünleri yoluyla bu aflatoksine maruz kalabilirler. Gıda ürünleri hasattan önce ve sonra kontamine olabilir. Aflatoksinlerle hasat öncesi kontaminasyon esas olarak mısır, pamuk tohumu, yer fıstığı ve ağaç fındıklarıyla sınırlıdır. Hasat sonrası kontaminasyon, kahve, pirinç ve baharatlar gibi çeşitli diğer mahsullerde bulunabilir. Küf oluşumunu destekleyen koşullar altında (sıcak ve nemli depolama ortamları) uygun olmayan depolama, tipik olarak sahada bulunanlardan çok daha yüksek kontaminasyon seviyelerine yol açabilir.

Beslenme yoluyla maruziyet büyük ölçüde değişebilir

Aflatoksinlere beslenme yoluyla maruziyete ilişkin ulusal tahminler, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklılıkları göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde, ortalama aflatoksin beslenme maruziyetleri genellikle 1 ng/kg iken bazı Sahra altı Afrika ülkeleri için tahminler 100 ng/ kg bw/gündür. Ancak, bu son tahminler genellikle çok az veriye dayanmaktadır. AFM1’e beslenme yoluyla maruz kalma tahminleri, herhangi bir ülkede nadiren günde 1 ng/kg vücut ağırlığını aşmıştır (her ne kadar küçük çocuklar ve emzirilen bebekler için günde 6,5 ve 8,8 ng/kg vücut ağırlığı bildirilmiş olsa da).

Uzun süreli maruz kalma ciddi sağlık sonuçları doğurabilir

Aflatoksinlere uzun süreli veya kronik maruz kalma, aşağıdakiler dahil olmak üzere çeşitli sağlık sonuçlarına Sebep olabilir:

‹ aflatoksinler güçlü kanserojenlerdir ve başta karaciğer ve böbrekler olmak üzere tüm organ sistemlerini etkileyebilirler; karaciğer kanserine neden olurlar ve diğer kanser türlerine de sebep olabilirler – AFB1’in insanlarda kanserojen olduğu bilinmektedir; aflatoksinin karaciğer kanserine neden olma gücü, hepatit B virüsü (HBV) ile enfeksiyon varlığında önemli ölçüde artar;

‹ aflatoksinler bakterilerde mutajeniktir (DNA’yı etkiler), genotoksiktir ve çocuklarda doğuştan kusurlara neden olma potansiyeline sahiptir;

‹ Çocuklar bodurlaşabilir, ancak bu veriler henüz doğrulanmamıştır, çünkü diğer faktörler de büyümenin duraklamasına katkıda bulunabilir; düşük sosyoekonomik durum, kronik ishal, bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme…

‹ aflatoksinler immünosupresyona neden olur, bu nedenle enfeksiyöz ajanlara (örn. HIV, tüberküloz) karşı direnci azaltabilir;

Akut zehirlenme yaşamı tehdit edebilir

Büyük dozlarda aflatoksinler, genellikle karaciğere verilen hasar yoluyla yaşamı tehdit edebilen akut zehirlenmeye (aflatoksikoz) yol açar. Aflatoksikoz olarak tanımlanan akut karaciğer yetmezliği salgınları (sarılık, uyuşukluk, bulantı, ölüm), 1960’lardan beri insan popülasyonlarında gözlenmiştir. En son aflatoksinlere bağlı ölümler 2016 yazında Tanzanya Cumhuriyeti’nde rapor edilmiştir. Yetişkinler, akut maruziyete çocuklardan daha toleranslıdır. 1 mg/kg veya daha yüksek konsantrasyonlarda aflatoksin içeren gıdaların tüketiminin aflatoksikoza neden olduğundan şüphelenilmektedir. Geçmişteki salgınlara dayanarak, 1-3 haftalık bir süre boyunca tüketildiğinde, günde 20-120 µg/kg vücut ağırlığı AFB1 dozunun (µgram, kilogramın milyarda biridir [1×10−9]) akut toksik ve potansiyel öldürücü olduğu tahmin edilmektedir.

Hayvanlarda aflatoksinler çeşitli yan etkilere neden olur.

Tavuklarda aflatoksinlerin etkileri arasında karaciğer hasarı, bozulmuş üretkenlik ve üreme verimliliği, azalan yumurta üretimi, düşük yumurta kabuğu kalitesi, düşük karkas kalitesi ve hastalığa karşı artan duyarlılık sayılabilir. Domuzlar da aflatoksinlerden oldukça etkilenir ve kronik etkileri büyük ölçüde karaciğer hasarı olarak görülür. Sığırlarda, birincil semptomlar, kilo alımının yanı sıra karaciğer ve böbrek hasarında azalmadır; burada süt üretimi de azalır. Aflatoksinleri metabolize eden enzimlerin farklı biçimleri (örneğin sitokrom P450’ler, glutatyon S-transferazlar), farklı hayvanların aflatoksinlerin toksik etkilerine karşı farklı duyarlılıklarından sorumlu olarak kabul edilir.