Türkiye ve Batı Balkan Ülkeleri, Avrupa Birliği’ne üye olmaya aday ülkeler arasında gösterilmektedir. Son zamanlarda, Avrupa Komisyonu (AK) her iki bölgedeki gıda güvenliği uygulamaları hakkında raporlar yayınladı.

Türkiye son birkaç yıldır tarım ürünlerinde pestisit kalıntısı sorunu yaşıyor. Ülke, AB’ye gıda ürünleri ihracatında önemli bir yere sahiptir, ancak ne yazık ki gıda güvenliği politikalarında fazla ilerleme kaydetmemiştir. Bununla birlikte, Türkiye bir Salmonella kontrol programı uygulamakla belli bir başarı elde etmiştir.

AK raporuna göre, ülkenin başta gıdadaki pestisit kalıntıları olmak üzere AB standartlarını karşılamak için daha fazla ilerleme kaydetmesi gerekecek. Türkiye, resmi kontroller için kapasiteyi artırmış olmasına rağmen, tarımsal gıda işletmelerinin iyileştirilmesine yönelik ulusal bir plan geliştirme konusunda çok az ilerleme kaydetmiştir. AB Komisyonu, Türkiye’nin gıda işletmelerinin tescili ve onaylanmasına ilişkin yeni kuralların uygulanmasında hâlâ önemli ilerleme kaydetmesi gerektiğini söylemiştir.

Türkiye’den AB’ye ithal edilen meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntı seviyeleri, özellikle 2020’de uygulamaya konan yeni klorpirifos ve klorpirifos-metil standartlarına göre, hala çok yüksektir.

Gıda mühendisi ve gıda güvenliği savunucusu ve AK raporunun yazarı Bülent Şık, bu kimyasalların Türkiye’den ihraç edilen ürünlerde bulunduğuna dair kanıtların, ülke genelinde pestisitlerin kullanılmaya devam ettikleri konusunda daha fazla sorgulamaya sebep olması gerektiğini söyledi.

Raporda ayrıca “Çocukların sinir sistemine ve bilişsel gelişimine zarar verdiği için AB ülkelerinde yıllardır yasaklanan klorpirifos, Türkiye’de neden [hala] kullanılıyor?” yazılmıştır.

“Bir pestisitin insan ve çevre sağlığına ve çeşitli canlı türlerine zararlı olup olmadığının belirlenmesi için kullanımına izin verilmesi sürecinde çalışmalar yapıldığı belirtilmekle birlikte, hem bu çalışmaların kapsamı hem de olası riskleri belirleyebilme kabiliyeti çok sınırlıdır. Dolayısıyla güvenli olduğu iddiasıyla piyasaya sunulan, onlarca yıldır kullanılan ve son derece zararlı olduğu anlaşılınca yasaklanan pek çok pestisit vardır.”

“Bir pestisitin kanserojen (kansere neden olan), mutajenik (genlerde mutasyona neden olan) veya genotoksik (genler üzerinde toksik etki yapan) olduğunun veya doğada çok uzun süre etkili olmasa da hormonal sisteme zarar verdiğinin anlaşılması halinde, kuşlara veya havadaki böceklere zararlı olması ve benzeri sebeplerle kullanımı yasaklanabilir. ” diyerek sözlerini tamamlamıştır.

Raporda, Türkiye’den gelen ürünlerin yüzde 25’inin tüketime uygun olmadığı ve yüzde 20’sinin AB’de yasaklanmış pestisitlerle kontamine olduğu tespit edildi.

AK, Türkiye’yi, gıda işletmelerini AB standartlarını karşılayacak şekilde daha da geliştirmesini ve ayrıca AB için maksimum pestisit kalıntısı seviyelerini karşılamaya yönelik bir izleme planı sunmasını tavsiye ediyor.